10 Temmuz 1894, İstanbul için kara bir gündü. Şiddetli bir deprem, şehrin siluetini değiştirdi, evleri harabeye çevirdi ve binlerce insanın hayatını altüst etti. Bu felaket, sadece fiziksel yıkıma yol açmakla kalmadı, aynı zamanda Osmanlı İmparatorluğu’nun depremle yüzleşme biçiminde de bir dönüm noktası oldu. İşte bu noktada, Sultan II. Abdülhamid’in ileri görüşlülüğü ve liderliği devreye girdi.
DEPREMİN YIKICI ETKİLERİ
1894 depremi, İstanbul’da büyük bir travma yarattı. Binaların çökmesiyle birlikte can kayıpları yaşandı, yaralılar hastaneleri doldurdu ve halk büyük bir korku ve panik içinde kaldı. Bu olay, Osmanlı Devleti’nin acil durum hazırlıklarının yetersizliğini gözler önüne serdi.
II. ABDÜLHAMİD’İN VİZYONER YAKLAŞIMI
Sultan II. Abdülhamid, bu felaketin ardından sadece yaraları sarmakla kalmadı, aynı zamanda gelecekteki olası depremlere karşı daha hazırlıklı olmak için önemli adımlar attı. Tarihteki ilk büyük çaplı deprem tatbikatlarından birini başlatarak, askerleri, hastaneleri ve halkı organize bir şekilde eğitti.
TATBİKATLARIN ÖNEMİ
Bu tatbikatlar, modern anlamda afet yönetimi ve acil durum hazırlıklarının ilk örneklerinden biriydi. II. Abdülhamid’in talimatıyla, şu çalışmalar yapıldı:
Askeri Birlikler: Askeri birlikler, enkaz kaldırma, arama-kurtarma ve yardım dağıtımı konularında eğitildi.
Hastaneler: Hastaneler, toplu yaralanmalara karşı hazırlıklı hale getirildi, acil servislerin kapasitesi artırıldı ve sağlık personeli özel eğitimlerden geçirildi.
Halk: Halk, deprem anında nasıl davranması gerektiği, güvenli toplanma alanları ve acil durum iletişim yöntemleri hakkında bilgilendirildi.
MODERN TATBİKATLARIN ÖNEMİ
II. Abdülhamid’in bu öncü adımları, günümüzde yapılan deprem tatbikatlarının da temelini oluşturdu. Onun vizyoner yaklaşımı, afetlere karşı hazırlıklı olmanın önemini vurguladı ve gelecek nesillere örnek teşkil etti.